30/11/2007 · Kategori: NLP
1- Erken başlayın
Bir konuşma yapmak zorundaysanız, daha sonra değil, hemen işe başlayın. Hazırlanmak için ne kadar çok zamanınız olursa, kendinizden o kadar emin olursunuz.
2- Dinleyicilerinizi tanıyın
KİME konuşacağınız hakkında bulabildiğiniz kadar bilgi edinin. Dinleyicilerinizin ortak özellikleri nelerdir? Eğitim düzeyleri nasıldır? Bu tür sorulara ne kadar çok yanıt bulabilirseniz, konuşmanızı onların duymak isteyeceklerine o kadar çok odaklayabilirsiniz.
3- Orijinal olmak konusunda endişelenmeyin
Heyecanlı ve kalpten gelen bir konuşma yapar ve söylediklerinize inanırsanız, seçtiğiniz konu hakkında konuşan ilk ya da 15. kişi olmanız fark etmez. Tüm orijinalliğiniz SESİNİZdir.
4- Basit olun
Kısa ve öz bilgi parçacıkları, dinleyicilerin söylenenleri daha kolay algılamalarını sağlar.
5- Onlara bir fırsat sunun
Dinleyicilerinizin sorunlarına çözüm bulun; onların düşünce ve eylem biçimlerini zorlayacak bir iddia öne sürün ya da onlara yeni bir şey öğrenme fırsatı sunun. Konuşmanızı, sunduğunuz fırsatın çevresinde şekillendirin. (“Bugün size işlerinizi sürekli erteleme eğilimini yaşamınızdan sonsuza dek silmeniz için 3 araç sunacağım.”)
6- Bir diyalog yaratın
Yaptığınız işi “bir konuşma yazmak” şeklinde düşünmeyin. Bunu, sizinle dinleyiciniz arasında bir diyalog yaratmak olarak değerlendirin.
7- Dinleyiciyi konuşmanın içine alın
Diyalog hissini yaratmak için dinleyicinizle etkileşimde bulunun. Onlara soru sorun (“Kaçınız bu konuda hemfikir?”); yapacak iş verin (“Bir sonraki gerçeği yazmanızı istiyorum…”).
8- Kendinizi dinleyin
Konuşmanızın kulağa nasıl geldiği, nasıl okunduğundan daha önemlidir. Konuşmanızı göze değil, kulağa hitap edecek biçimde oluşturun.
9- Prova, prova, prova!
Konuşmanızı mümkün olduğunca sık prova edin; sürekli tekrarlayın. Böylece, mükemmel bir sunum yapabilirsiniz.
10- Eğlenin
Konuşmanızı oluşturma sürecinin kolay ve zahmetsiz geçmesine özen gösterin. Süreci eğlenceli kılarsanız, bu durum konuşmanıza da yansır ve süper bir sunum yapmış olursunuz!
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
29/11/2007 · Kategori: NLP
Başarı bir tesadüf değildir. Her insan başarılı olabilir...
R. Bandler ve J.Grinder M. Erickson’un bu yönlerini modelleyerek çalışmaya başladılar. Yaptıkları uygulamalar sonucunda kendileri de M. Erickson’un elde ettiği sonuçları almaya başladılar.
Dönemin ünlü aile terapisti Virginia Satir’in yaptığı çalışmalar da çok başarılıydı. İnsanlarla kurduğu iletişim ve sistem düşüncesi bu başarının temeliydi. Virginia Satir’in modellenmesi de aynı başarıyı getirdi ve önceki bilgilerle birleşince yeni ufuklar açtı.
Önceden yapılan araştırmalarda başarısızlığın sebepleri, başarısızlığın nasıl önlenebileceği üzerinde yoğunlaşmıştı. J. Grinder ve R. Bandler, başarısızlığın nedenleri değil başarının nasıl elde edildiği üzerinde durarak bu işe başladılar. “Başarı nedir? Kimler başarılı oluyorlar? Başarılı insanların ortak yönleri nelerdir? Çok çalışanlar mı başarılı oluyorlar?” Gibi birçok temel sorunun cevabını araştırmaya başladılar.
Bu arada çok can alıcı bir soruyu da araştırdılar: “Başarı bir tesadüf mü yoksa öğrenilebilir mi? ya da başka bir deyişle herkes başarılı olabilir miydi?” Bu soru. Başarılı insanlar üzerinde yaptıkları araştırmalarda başarılı insanların ortak özelliklere sahip olduklarını ve bu özellikler sayesinde başarı gösterdiklerini gördüler. Başarısız insanların da ortak yönleri olduğunu gördüler. Başarısız ve başarılı insanlar arasındaki farkları belirlediler. Ve şöyle sonuçlara ulaştılar:
“BAŞARI, BİR TESADÜF DEĞİLDİR! Her insan başarılı olabilir. Bazı insanlar başarılı olmayı farkında olmadan öğrenirken bazıları yine farkında olmadan başarısız olmayı öğrenmektedirler. Başarısızlığı öğrenen insanlar ne kadar çalışsalar da başarıyı yakalayamıyorlar. “ J. Grinder ve R. Bendler çalışmalarında “neyin, nasıl, kötü yapıldığı üzerinde durmak yerine “neyin, nasıl iyi yapıldığı” üzerinde yoğunlaştılar. Kazandıkları bilgi ve deneyimler ışığında başkalarına da başarılı olma yollarını öğreterek onlara da başarılı olma becerisi kazandırdılar. Wayt Woodsmall Bendler ve Grinder’in çalışmalarına katılmış ve özellikle de modelleme konusunda NLP’ye yeni bir boyut kazandırmıştır.
Yaptıkları çalışmaları ve buluşlarını Neuro Linguistic Programming (NLP) adı altında sistemleştirdiler. Türkçede “Sinir Dili Programlaması” şeklinde adlandırılan bu bilim dalı Amerika ve Avrupa’da kısa zamanda yaygınlık kazandı.
Ardından dünyanın pek çok ülkesiyle birlikte Türkiye’de tanınıp yaygınlaştı. Son yıllarda ülkemizde birçok kişi NLP üzerinde çalışmaya başladı ve NLP hızlı bir şekilde yaygınlaştı.
GEÇMİŞ YAŞANTILARIMIZIN BUGÜNKÜ YAŞANTIMIZA ETKİSİ
Bildiğimiz gibi bizim anne karnındaki yaşantımız dahil hiçbir şeyi unutmuyoruz bilinçsiz aklımızda saklı (bilinçaltımızda saklı) Anne sütünün tadını,söylediği ninni seslerini,gösterdikleri sevgi mimikleri ve hatta kulağımıza okunan ezanı dahil unutmuyoruz bilinçsiz aklımıza depolanıyor Tabi ki negatif telkinler negatif olaylar ve negatif düşüncelerde bilinçsiz aklımızda depolanıyor Bilinçsiz aklımızda bu pozitif yada negatif seslerin,duyguların,düşüncelerin,tatların,kokuların toplamı bizim yaşam biçimimizi belirtirler.
Mantığımıza ters düşse de değiştiremediğimiz şeyler vardır. Mesela(ben şu kadar yıl üniversite okudum hala niye çekingenim kendimi rahat ifade edemiyorum) gibi iş adamı olduğum halde niçin toplum önünde rahat konuşamıyorum gibi!
• Çok yememem gerektiğini biliyorum ama çok yemekten kendimi alamıyorum gibi.
• Ben başarılı olamam gibi
• Hayır demem gerektiğini biliyorum ama hayır diyemiyorum gibi
• Sinirlenmemem gerektiğini biliyorum ama kendimi tutamıyorum gibi
• Çocuklarıma sevgi göstermem gerektiğini biliyorum ama gösteremiyorum gibi
• Verimli çalışmam gerektiğini biliyorum ama okuduğumu anlıyorum, kendimi derse veremiyorum gibi
• Hafızamın güçlü olduğunu biliyorum ama unutkanlığımın önüne geçemiyorum gibi
• Çok değerli olduğumu bildiğim halde bir türlü kendimi değerli hissedemiyorum gibi
• Sevdiklerim yanımda olduğum halde kendimi yalnız hissediyorum gibi
• Yanlış olduğunu bildiğim halde inatçılıktan bencillikten kendimi alamıyorum gibi
• Yanlış olduğunu biliyorum ama negatif kendimi düşünmekten kendimi alamıyorum gibi
• Çok çalışıyorum ama bir türlü başarılı olamıyorum gibi
• Yanlış olduğunu biliyorum ama başkalarını eleştirmekten kendimi alamıyorum gibi
• Yanlış olduğunu biliyorum ama zararlı alışkanlıklardan (sigara, alkol, uyuşturucu, kumar) kendimi alamıyorum gibi
Mantığımızla (bilinçli aklımızla) çözemediğimiz bütün soruların altında bilinçsiz aklımızın yanlış yada eksik öğrenmeleri yatar. Bilinçsiz aklın bu yanlış yada eksik öğrenmeleri geçmişimizin herhangi bir döneminde de başlaya bilir, geçmişimizin tamamını da kapsayabilir. Mesela evlenene kadar mülayim , sakin ve dengeli olan kişinin evlendikten sonra eşiyle çok kavga etmeleri sonucu sinirlilik oluşması gibi. Bebeklikten itibaren annenin çok aşırı ilgisi , çocuğa hiçbir sorumluluk verilmemesi ,aşırı derecede korunması ve her istediğinin yapılması sonucu çocukta oluşan sosyal fobi . Bu tür sorunların çözmenin yolu NLP’nin kişiye göre uygun yöntemleri kullanarak geçmişini yeniden düzeltmektir.
Bir ağaç düşünün bir de bahçıvan. Ağacın verimli bir toprağa dikilmesi gerekir ki, ağaçtan besinlerini alabilsin. Bahçıvanın ağacı sulaması gerekir, ağacın güneş görmesi gerekir, ağacın korunması gerekir.
Bir çocuğunda sağlıklı bir kişilikte yetişmesi için dengeli bir beslenmeye ihtiyacı olduğu gibi, dengeli bir sevgiye , dengeli bir ilgiye , dengeli bir değere , dengeli bir güvene , dengeli bir gurur duygusuna , dengeli bir motivasyona v.s ihtiyacı vardır.
Dengeli diyorum çünkü nasıl bir ağaca fazla su verince çürür hiç su vermeyince kurursa çocukta gerekli olan sevgiyi, ilgiyi, güven duygusunu yeteri kadar almazsa sorunlu olur , bu duyguları aşırı alırsa da sorunlu olur.
Bana bireysel danışmanlık için gelenlerin çoğunda özgüven ve özdeğer eksikliği çıkar. Çoğunlukla da özgüven ve özdeğer eksikliklerinin farkında da değillerdir aslında bana hayır diyememe, aşırı verici olma , çekingenlik, sosyal fobi, inatçılık, alınganlık, çalıştığı halde başarılı olamama, sorumluluk alamama, sinirli, panik, mutsuzluk, aşırı tepki verme, duygularını yaşayamama, karamsarlık, heyecanını kontrol edememe, kendini veya kendi bedenini beğenmeme, karar verememe, tikler, tırnak yeme gibi sorunların bir veya birkaç tanesinden gelirler , onlara NLP’nin kişiye göre uygun yöntemlerini kullanarak öz güven kazandırdığımızda diğer sorunların kendiliğinden çözüldüğünü görürüz.
Bir dershane’nin öğretmenlerine eğitim verirken dershanenin müdürü şu soruyu sordu ‘ ben 20 yıllık öğretmenim ve uzun zamandır da kişisel gelişim kitapları okuyorum’ kişisel gelişimcilerin hep söylediği bir söz var; ‘Bir insan bir işi başara bilirse bunu herkes başarabilir. Oysa öğrencilerinin bir kısmı çok çalıştığı halde başarılı olamıyorlar, bazıları ise normal bir çalışma ile olabiliyorlar; sizce bu bir tezat değil mi?
Harika bir soruydu bu; çünkü beni bugünkü konumuma bu soru getirmiştir.
Lise yıllarında kendimi üniversite okumaya layık görmezdim ve üniversite okuyabilecek kadar da zeki görmezdim. O yüzden en büyük hayalim elektrikçi olmaktı ve yine bu yüzden sınıfın sondan üçüncüsüydüm . O yıllarda üniversite sınavı 2 basamaklıydı hiç çalışmadan girdiğim birinci basamakta çok iyi puan alınca acaba kazanabilir miyim sorusuna arkadaşlarımın sen çalışırsan kazanırsın telkinleri de eklenince herhalde kazanacağıma inandım ki gece gündüz çalıştım ve kazandım. Kazanmıştım ama bu seferde kendimi okulu bitire bilecek kadar zeki görmüyordum. O yıllarda şimdiki Devlet Bakanı Prof. Dr. Beşir Atalay’ın bir konferansına katılmıştım, konferansının sonunda (Bir insan bir işi yapa biliyorsa bunu herkes yapa bilir)demişti ve ben bu sözü günlerce düşünmüştüm...
Bu söze inanmak istiyordum ama hep aklıma (bende çok çalıştığım halde niye başkaları kadar başarılı olamıyorum) sorunu takılıyor.Yıllarca bu sorunun cevabını aradım ve kendimi aşmaya çalıştım. Bir çok yöntem denememe rağmen olan güvenimi başarımı Oğuz Saygın vesilesiyle tanıştığım NLP sayesinde arttıra bildim . Çekingenliğimi hatta psikomatik gastrit rahatsızlığımı çözebildim. Kendi kendime yıllarca sorduğum ve cevabını NLP’de bulduğum soruyu şöyle cevaplamaya başladım.
Bir gemi düşünün , geminin bodrum katı olduğunu düşünün ve bu geminin üzerindeki bütün artıkların , pisliklerin bodrum katına attığın düşünün. Bu gemiyle içi temizlenen gemi arasında nasıl bir fark vardır? Diye sordum.
Ve cevaplar gelmeye başladı.
* Geminin hızı azalır
* Çok yakıt yakar
* Manevra kabiliyeti azalır
* Gemi çabuk deforme olur
Peki bodrumunun temiz bir geminin durumu nasıldır?
* Geminin hızı normal
* Normal yakıt yakar
* Motoru rahat çalışır
* Ömrü normal zamanda biter
Bilgisayar öğretmeni danımşanım, sosyal fobiye yakın çekingenlik, panik , heyecan ve kendisine ifade etmeme gibi birçok sorundan dolayı gelmişti.Ben ona bu gemi örneğini verince o da bana o da bana anlattığını ifade etmek için şu güzel örneği verdi.
Bizim meslekte yani bilgisayarda ne kadar çok virüs varsa bilgisayarın hızı o kadar azalır. Virüsü temizledikçe hızı artar virüs hiç kalmazsa bilgisayar normal kapasitesinde çalışır.Anladığım kadarıyla siz bizi güçlendirmiyorsunuz sadece bilinçsiz aklımızdaki virüsleri temizliyorsunuz ve biz zaten var olan doğal gücümüze kavuşuyoruz dedi. Bende ona çok güzel tarif ettiğini söylemiştim ve oda seansların sonunda ,’artık kendimi güçlü hissediyorum ,duygularımı düşüncelerimi çok rahat ifade edebiliyorum, işyerimde çok rahatım herhalde virüsleri iyi temizlemişiz’ demişti.
Bir başka öğretmen: Hocam siz geçmişi düzenlemekten bahsediyorsunuz oysa genellikle kişisel gelişim kitaplarında ve eğitimlerinde geçmişin unutulması geleceğe odaklanılası önerilir sizce bu bir çelişki değil mi?
Çok güzel bir soruydu; çünkü nlp’yle tanışmadan önce bende okuduğum kitaplardan etkilenmiştim ve geçmişin unutulması fikri bana mantıklı gelmişti.Bunu kendimde de denedim ,başka deneyenleri de gördüm fakat çokta sonuç alınamadığını gördüm.Niye sonuç alınamadığını NLPyi öğrenince anladım. Bana gelenlerin çoğu geçmişi unutamama sorunuyla gelir; bunların bir kısmı geçmişlerinin hepsini, bazıları ise bazı olayları yada bazı dönemleri unutmak isterler. Oysa geçmişi unutmaya çalışmak, geçmişten kaçmak bizi zayıflatır; zaten çokta mümkün değildir. Çünkü insan geçmişinin,bugününün ve geleceğinin bütünüdür. Nasıl geleceğe karamsar baktığımızda kendimizi güçsüz ve mutsuz hissedersek, geçmişe karamsar baktığımızda, geçmişimizle barışık olmadığımızda da yine aynı şekilde kendimizi güçsüz hissederiz .Şimdi aklımıza şöyle bir soru gelebilir.Geçmişimiz bize acı veriyorsa nasıl geçmişimizle barışık olabiliriz’.İşte NLP’nin en çok sevdiğim yönlerinden bir tanesi de NLP ile geçmişin yeniden düzenlenerek acılarının sona erdirilebilmesi ve kişinin geçmişiyle barıştırılmasıdır. Bu konu hepimizin hayatında köklü değişimler yapabilecek, hepimize yeni bir hayat sunan, kendi iç dünyamızı istediğimiz şekilde geliştirebilme imkanı sunan çok önemli bir konu olduğu için size bir örnek vermek istiyorum. Bana gelen bir doktor arkadaşım girişimci olamadığından, önüne çıkan imkanları değerlendiremediğinden, risk almaktan korktuğundan bahsetmişti. NLP, nin ona uygun yöntemiyle iç dünyasına girip baktığımızda, çocukluk döneminde babası yurtdışında olduğu için annesinin onu çok koruması ,onun hayatı tanımasına engel olması ve yaşadığı bir takım ezikliklerden dolayı kendine olan güveninin ve hayata karşı cesaretinin azaldığını gördük.Ona geçmişini yeniden düzenlememiz gerektiğini söylediğimde;o da bana’ geçmişe dönmek bana sıkıntı veriyor , bu yüzden bu yaşıma kadar geçmişimden hep kaçtım ,şimdide geçmişe dönmemin bana sıkıntı vermesinden korkuyorum’ dedi.Bende ona ;eğer geçmişe şimdi dönüp geçmişini düzenlersek ,geçmişin acılarını bitirip geçmişinle barışırsan sıkıntıyı bir kere yaşarsın , ömür boyu rahat edersin ;eğer geçmişe dönüp acıları bitirmezsek sen (bilinçli aklın) belki farkında olursun ,beklide olmazsın ama ömür boyu bu acılarla yaşarsın dedim .O da biraz düşündükten sonra haklısın başlayalım dedi.Son seansta, artık gülümseyen yüzü ,parlayan gözleriyle ve huzur dolu kalbiyle sürekli geçmişinden bahsediyordu…
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
29/11/2007 · Kategori: NLP
İnsanlar kendilerini ve dünyayı beş duyuları veya modalite (biçem) ile algılarlar (görme, işitme, hissetme, koku alma ve tatma). Bu duyusal modaliteler aynı zamanda insanların dış dünyadan gelen girdileri kodlama, düzenleme, saklama ve anlamlandırma için kullandıkları araçlardır. Bunlara Temsili Sistemler diyoruz. Duyusal girdiler içsel olarak işlendikleri için (böylece dışarıdan gelen bilgi yeniden temsil edilmiş oluyor), uygun duyusal temsillerine ya da haritalara çevriliyor. Bu temsil veya harita, algılanan asıl duyusal verilerin bir benzeri veya sentezidir. halde Gerçek (dışsal) ve bizim algıladığımız gerçeklik(içsel) aynı şey değildir. Bir başka deyişle, ‘Harita arazi değildir’.
GÖRSEL:
Solunum : Yüksekte, göğüste sığ ve sanki nefes almıyormuş gibi görünür.
Konuşma temposu : Çabuk, hızlı hızlı, arka arkaya dizilen kelimeler
Ses tonu : Yüksek, tiz, ince, burundan
İŞİTSEL
Solunum : Bütün göğsü kullanarak, yaygın.
Konuşma temposu : Ritmik, eşit aralıklı
Ses tonu : Melodik ve yankılanır gibi
HİSSEL:
Solunum : Derin, aşağıdan, karından.
Konuşma temposu : Yavaş, uzun duraksamalar
Ses tonu : Kalın, derin, pes
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
29/11/2007 · Kategori: NLP
NLPTM BİR TUTUMDUR…
Merak ve serüven duyguları ve yeni beceriler öğrenme arzusu ile birini ne tür iletişimin etkilediğini ve bilmeğe değer şeyleri öğrenerek… Hayata, ender bulunan ve benzersiz bir öğrenme olarak bakmak ile karakterize edilen bir tutumdur.
NLP™ BİR METODOLOJİDİR…
Tüm davranışların bir yapısı olduğu genel operasyonel ön kabulüne … ve yapının modellenebildiği, öğrenilebildiği, öğretilebildiği ve değiştirilebildiği (yeniden Programlanabildiği)’ne dayalı bir yöntemdir. Neyin yararlı ve etkin olduğunu bilmenin yolu algılama becerileridir.
NLP™ yaratıcı bir TEKNOLOJİ olarak gelişerek uygulayanlara bilgi ve algılamaları öyle yollarla organize etmeyi sağladı ki, onlar, bir zamanlar havsalalarının bile almadığı sonuçlar elde ettiler.
NÖRO-DİLBİLİMSEL PROGRAMLAMA™
NÖRO- Beş duyu yolu ile deneyimin alınıp işlem gördüğü sinir sistemi
DİLBİLİMSEL Sinirsel (nörolojik) temsillerin kodlandığı, düzenlendiği ve anlam verildiği dil ve sözel olmayan iletişim sistemleri.
PROGRAMLAMA Belli arzu edilen sonuç ve hedefleri elde edebilmek için nörolojik ve iletişim sistemlerimizi organize edebilme yetisi.
NLP™ MODELİNİN TEMEL VARSAYIMLARI
· Gerçeği deney imlediğimiz süreci değiştirebilme yetisi çoğu kez, deney imlediğimiz gerçeğin içeriğini değiştirmekten daha değerlidir.
· İletişimin anlamı aldığınız cevaptadır.
· Çevremiz ve davranışlarımız hakkında insanların yapmaya kabil oldukları tüm ayırımlar, görsel, işitsel, hissel, kokusal ve tatsal duyularla işe yarar şekilde temsil edilebilir.
· İnsanların bir değişimi etkilemeleri için gereken tüm kaynaklar zaten onlarda mevcuttur.
· Harita arazi değildir.
· Kişinin olumlu değeri sabit tutulurken, içsel ve/veya dışsal davranışın değeri ve uygunluğu sorgulanır.
· Her davranışı dürtüleyen olumlu bir niyet vardır; ve her davranışın bir değerinin bulunabildiği bir bağlam vardır.
· Başarılı iletişimciler kendilerine sunulan tüm iletişim / davranışları kabul eder ve kullanırlar.
· Başarısızlık yoktur, geribildirim vardır. Tüm sonuç ve davranışlar birer edinimdir; verili bir görev veya bağlam için istenen sonuç olsa da olmasa da.
YÖNLENDİRME / ORYANTASYON
İSTENEN DURUMLARIN İYİ OLUŞTURULMUŞ OLMA KOŞULLARI
1. Olumlu İfade Edilmiş:
Olumsuz ifadeler, bilgi işlemede entelektüel olarak kavranabildiği gibi kavranmıyor. O halde amaç, hedef veya istenen yön/durumu olumlu ifade etmek son derece yararlıdır.
2. Amacı İsteyen Kişi Tarafından Başlatılmış ve Sürdürülmüş:
Sadece kendimizi, kendi davranışlarımızı, kendi duygularımızı vs. kontrol edebildiğimiz için, tersi de doğru. Yani, bir başkasının davranış, duygu vs.sinden sorumlu değiliz. İstenen durum bir başkasının veya koşulların hareketlerine bağımlı olamaz. İstenen durum, bu istenen durumu hedef ya da yön olarak seçmiş kişinin kontrolü dâhilinde olmalıdır.
3. Duyusal Kanıtlara Dayalı Tanımlanmış ve Değerlendirilmiş:
İstenen Durumu en azından üç (3) temel temsili sistem cinsinden olabildiğince spesifik (özgül) olarak saptamak, sürecin yönünü tanımlamaya başlar ve aynı zamanda hedefi ya da sonucu (istenen durum) beynin daha bütünüyle anlayabileceği bir dille işlemeye başlar.
4. Şu Anki Durumun Olumlu Yan Ürünlerini Korumak İçin Yapılmış
Her davranışın ardında, davranışta bulunan kişiye ait iyi bir niyet olduğundan, bu iyi niyet öğe(leri)si korunmalıdır.
5. Dış Ekolojiye (Çevreye) Uymak Üzere Doğru Bağlamlaştırılmış
İstenen Durum kişinin eko-sistemine uygun olmalıdır. Örneğin, kişinin yeni davranışları ailelerini, arkadaşlarını, işlerini vs. nasıl etkileyecek.
İstenen Durumu Saptamaya Yardımcı Olacak Sorular
1. OLUMLU İFADE EDİLMİŞ:
Spesifik olarak ne istiyorsun?
Ne zaman, nerede kiminle olmasını istiyorsun?
2. AMACI İSTEYEN KİŞİ TARAFINDAN BAŞLATILMIŞ VE SÜRDÜRÜLMÜŞ:
Bunu gerçekleştirmek üzere, ne kaynaklarınız var?
(Kaynaklarının da kendi kontrollerinde olup olmadığını vb gibi öğrenin)
3. DUYUSAL KANITLARA DAYALI TANIMLANMIŞ VE DEĞERLENDİRİLMİŞ:
İstenen duruma ulaştığını nasıl bileceksin?
Ne görecek, işitecek, hissedecek, koklayacak ve tadacaksın?
Neye benzeyeceksin (nasıl görüneceksin), sesin nasıl olacak vs.? (Uygulayarak göstermelerini sağla)
4. ŞU ANKİ DURUMUN OLUMLU YAN ÜRÜNLERİNİ KORUMAK İÇİN YAPILMIŞ
Bu sonucu (istenen durum) elde ettiğinde ne olacak?
Bunu elde ettiğinde ne olmayacak?
Elde etmezsen ne olacak?
Elde etmezsen ne olmayacak?
Bu soruna sahip olmakla eline ne geçiyor veya neyi koruyorsun? (İkincil kazanç)
Bunun elde etmeye değer olduğunu nasıl biliyorsun?
Ne zaman, nerede, kiminle buna sahip olmamak senin işine geliyor?
5. DIŞ EKOLOJİYE (ÇEVREYE) UYMAK ÜZERE DOĞRU BAĞLAMLAŞTIRILMIŞ
Bu hayatını nasıl etkileyecek? Aileni? İş veya görevini? Arkadaşlarını?
Bunu elde etmenin sonucunda ne farklı olacak?
Not: Bu istenen durumun alt-biçemlerini de ortaya çıkararak değerlendirebilirsiniz ve yapılması iyi olur.
Şu Anki durumu Saptamaya Yardımcı Olacak Sorular
1. Sorun, spesifik olarak nedir?
2. Bunun bir sorun olduğunu nereden biliyorsun?
3. Bu soruna sahip olmayı nasıl başarıyorsun?
4. Bu soruna ne zaman sahip olacağını nasıl biliyorsun?
5. Bu sorunu kiminle yaşayacağını nasıl biliyorsun?
6. Bu sorunu nerede yaşayacağını nasıl biliyorsun?
7. Sorunu değiştirmekten seni alıkoyan nedir?
Not: Bu istenen durumun alt-biçemlerini de ortaya çıkararak değerlendirebilirsiniz ve yapılması iyi olur.
Temsili Sistemler
TEMEL DENEYİM
İnsanlar kendilerini ve dünyayı beş duyuları veya modalite (biçem) ile algılarlar (görme, işitme, hissetme, koku alma ve tatma). Bu duyusal modaliteler aynı zamanda insanların dış dünyadan gelen girdileri kodlama, düzenleme, saklama ve anlamlandırma için kullandıkları araçlardır. Bunlara Temsili Sistemler diyoruz. Duyusal girdiler içsel olarak işlendikleri için (böylece dışarıdan gelen bilgi yeniden temsil edilmiş oluyor), uygun duyusal temsillerine ya da haritalara çevriliyor. Bu temsil veya harita, algılanan asıl duyusal verilerin bir benzeri veya sentezidir.
O halde Gerçek (dışsal) ve bizim algıladığımız gerçeklik(içsel) aynı şey değildir. Bir başka deyişle, ‘Harita arazi değildir’.
Richard Bandler ve John Grinder (NLP™’nin kurucuları) ‘Structure of Magic: Sihrin Yapısı” adlı kitaplarında şöyle diyorlar:
“Örneğin, şu cümleyi alın: Kitap mavi. Mavi, bizim, İngilizce’yi (Türkçe’yi) anadili olarak konuşanların, görülebilen ışık çizgisinin bir bölümüne ilişkin deneyimimizi tarif etmek için kullanmayı öğrendiğimiz isimdir. Dilimizin yapısı tarafından yanlış yönlendirilerek, maviliğin, kendi duyumsadığımıza verdiğimiz ad yerine, kitap diye adlandırdığımız nesnenin bir özelliği olduğunu düşünmeye başladık.”
Her bir Temsili Sistem içindeki algısal örgütlenme, daha ufak ve belirsiz birimlerden oluşmuştur ve bunlara Sub-modaliteler (alt-biçemler) diyoruz. Her hangi bir zaman diliminin herhangi bir anında, her temsili sistem içinde insanlara açık olan muazzam bir duyusal bilgi zenginliği ve bolluğu mevcuttur. Duyusal bilgi, çeşitli yollarla Merkezi Sinir Sistemi tarafından süzülerek (filtre edilerek), her hangi bir anda, sadece sınırlı miktarda bilginin bilinçli farkındalık düzeyine ulaşmasını sağlar.
Bu süzme mekanizması bir dizi sistematik işlemle çalışır: Silme, Bozma, Genelleme… vb. gibi; hepsine birden Evrensel Modelleme Süreçleri (Üniversal Modelling Processes) denir. Bu nörolojik (sinirsel) filtreler olmaksızın insanlar durmaksızın gelen alakasız bilgi tufanında boğulup kalırlardı. Bu modelleme süreçleri insanların deneyimleri hakkında anlaşılır, tutarlı modeller tutmalarını mümkün kılar.
Sonuç olarak, bilinçli deneyimi oluşturan algılar, her hangi bir anda, ayırımına varabildiğimiz az sayıda algı (alt-biçem) ile sınırlıdır. Her ne kadar bu Evrensel Modelleme Süreçleri insan yaratıcılığı için engin olanak ve fırsat çeşnisi yaratıyorsa da, insanların, kendi deneyimlerinin bazıları karşısında nasıl “sınırlanmışlık” veya “problem” yaşayabildiklerini de izah ediyor. Algılanan deneyimlerin anlaşılır bölümlerle temsil edilebilmeleri için büyük miktarda duyusal bilgi girişinin silinmesi gerekir.
O halde, tüm algılar faks gibi bir temsile dayanır; burada “faks”tan kasıt, herhangi bir temsilin sadece Gerçeklik hakkındaki bilginin sistematik olarak kodlanmasının bir yolu olduğudur, Gerçeğin kendisi değil. Bu yolla, algılamanın kendisinden türetildiği içsel temsillere bağlı olarak her algının doğru ancak eksik olduğu söylenebilir.
Temsili Sistemleri Anlamada İp Uçları
İnsanların davranışları, herhangi bir konuşma esnasında bilgiye üç ana temsili sistemden (görsel, işitsel ve hissel) hangisi ile ulaştığını ve depoladığını gösterir. İnsanların çoğunluğu bu sistemlerden bir tanesini tercih eter veya kendisini tek bir sistemde tam anlamıyla rahat hisseder. Yine de her sistem, hepimizin beş duyusu olduğuna göre, herkese açıktır, zaman zaman hepsini kullandığımızı hatırlamakta yarar var. Birisiyle konuşurken, o insanın o sırada kullandığı sistemin ipuçlarına bakarak, onunla aynı sistemi kullanın, ancak esas olarak görsel, işitsel veya hissel olan bir insanın, hep o kanalla bilgiye ulaşacağını ve depolayacağını varsaymayın.
Aşağıda sıralanan ip uçları ve davranış biçimleri büyük ölçüde genellemeden oluşuyor. Bir insanın bir sistem için belirtilen davranışların tümünü beklemek yanlış olur.
GÖRSEL:
Kişi bu kanalda olduğunda:
Göz hareketleri : Yukarı ve sola, yukarı ve sağa, direk karşıya ancak gözler bir noktaya odaklanmamış durumda.
Başın durumu : Yukarı doğru kaldırılmış
Solunum : Yüksekte, göğüste sığ ve sanki nefes almıyormuş gibi görünür.
Konuşma temposu : Çabuk, hızlı hızlı, arka arkaya dizilen kelimeler
Ses tonu : Yüksek, tiz, ince, burundan
Ten rengi : Konuştukça renkleri soluklaşır
Kas gerginliği : Gergin, kasılmış; yüksek omuzlar, kasılmış karın.
Görsel kanalı tercih eden insanlar genellikle gözlemcidir, görünüme önem verir, iyi yazar/hecelerler, derli topludurlar. Kelimelerin, ‘şeylerin’ resimlerini görerek ezberlerler, sözle verilen talimatları güçlükle takip ederler ve gürültü onların dikkatini dağıtmaz. Eğer çok fazla sözel bilgi verilirse, zihinleri dağılır ve herhangi bir şeyin kendilerine okunmasından çok kendileri okumayı tercih eder.
İŞİTSEL
Kişi bu kanalda olduğunda:
Göz hareketleri : Sağa - sola, ve hangi elini kullanıyorsa onun karşı tarafına, aşağıya doğru
Başın durumu : Hizada, hafif dönerek bir kulağı ile konuşanı dinler durumda
Solunum : Bütün göğsü kullanarak, yaygın.
Konuşma temposu : Ritmik, eşit aralıklı
Ses tonu : Melodik ve yankılanır gibi
Ten rengi : Eşit dağılmış renkte
Kas gerginliği : Ritmik, dengeli hareket ve eşit dağılmış gerginlik.
“İşitsel” kanalı tercih eden insanların dikkati gürültüyle çabuk dağılır, insanların ses tonunu, tizliğini ve değişik ‘ağız’ ve aksanları iyi taklit ederler. Kendi kendilerine konuşurlar ve sessiz okurken dudaklarını kıpırdatırlar. Dinleyerek öğrenirler, insanların ne söylediğini kolayca tekrarlayabilirler. Konuşulan dil onlar için yazı veya matematikten daha kolaydır ve çoğu kez sesleri müzikal kalitededir.
HİSSEL:
Kişi bu kanalda olduğunda:
Göz hareketleri : Aşağı ve hangi elini kullanıyorsa o yana doğru, aşağıya
Başın durumu : Hizanın altında, hangi ‘elli’ ise o yana doğru biraz kaymış durumda
Solunum : Derin, aşağıdan, karından.
Konuşma temposu : Yavaş, uzun duraksamalar
Ses tonu : Kalın, derin, pes
Ten rengi : Artar, kızarır
Kas gerginliği : Gevşektir, ani çok belirgin hareketler.
“Hissel” kanalı tercih eden kişiler genellikle fizikidir ve konuşurken insanlara dokunurlar ve yakınlarına gelirler. Bir şeyi uygulayarak öğrenirler ve tek tek üzerinden geçerek ezberlerler. İçinde bulundukları ortam çoğu kez dağınıktır ve bu kişilerin konuşma biçimleri diğer iki sisteme göre daha kolay ayırdedilebilir.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
29/11/2007 · Kategori: NLP
|
Her insanın farklı düsünce ve davranış biçimleri, vardır. Nlp sayesinde dostlarımızı, ailemizi çevremizdekileri daha iyi anlarız. |
|
| Dış dünyadan edindiğimiz deneyimler, beş duyumuzla bir süzgeçten geçirilir ve bu içsel duygular sayesinde de hedeflerimizin şekillenmesine yansıtılır. Anlama yeteneğimiz ile bilincimizin kapsamı içinde olan bütün algılar, beynimize sinir uçları aracılığı ile ulaşır. Dil ise, gerek düşüncelerimizi denetlemede, gerekse diğer insanlarla iletişimimizde çok önemli bir rol oynamaktadır. Beynimiz, bunların sonucu olarak kişisel tavırlarımızı bir bilgisayar gibi programlayarak hayata geçirir. Her insan, anlama, düşünme, yorumlama ve davranma yeteneği ile mükemmel olma ve gerçekleştirmek istedikleri hedeflerine ulaşma yönünde çaba sarfeder. Kişisel mükemmelliği yakalamanın bilimi ve sanatı olarak adlandırılan NLP kavramının temeli, bireyin bazı sağduyu ilkelerinin yanı sıra, “iyi yaptığım bir şeyi nasıl yapıyorum?” “onu nasıl daha iyi yapabilirim?” “başkalarında hayranlık duyduğum becerileri nasıl kazanabilirim?” gibi soruları cevaplandırabilmesine dayanmaktadır. NLP, gözlenebilir ve gözlenemeyen davranışlarla sınırlıdır. Görülebilir davranışlarımızın yanı sıra düşünce biçimimizi, yani tüm deneyim ve eylemlerimizi kontrol eden zihinsel süreçleri de içerir. İnsanın motivasyonunun tüm yapısıyla ilgilenerek, bir davranışla sonuçlanan düşünce süreçlerini, duygularını ve inançları şekillendirmeye çalışır. Özellikle de başkalarıyla olduğu kadar, kendimizle kurduğumuz iletişimle ilgilidir. |
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
29/11/2007 · Kategori: NLP
İnsanların yaşamları süresince ne istedikleri, önemli sorulardan birisidir. Genelde insanlar, istemedikleri problemler üzerinde odaklanmaya eğilimlidir. NLP , insanın amaçlarına kısa sürede ulaşması ve problemlerine çözüm getirmek için hedefler oluşturmasını sağlar.
İnsanların başarılarının çoğu, etkili bir iletişim yeteneğine bağlıdır. Diğerleriyle etkili bir iletişim kurma yeteneğimiz ve onların nasıl düşündüklerini anlamak, yaşamımızın kalitesini yükseltir. NLP, insanların güçlü bir iletişim becerisine sahip olmasına yol açar. NLP, herhangi bir şeyi sunarken veya insanlarla iletişimde bulunurken tümden uyumlu ifadenin kullanılmasını önerir. Zihinsel uyum iç huzuru; Fiziksel uyum ise sağlığı temsil eder. Uyum aynı zamanda mükemmel ilişkiler kurmak için elde edilmesi gereken bir beceridir.
Tümden uyumlu ifade için örneğin, kullandığımız ses tonunun, el, kol, vücut hareketlerinin, bir diğer ifade ile beden dilinin ve sözcüklerin (içeriğinin) tümünün aynı mesajı verecek tarzda anlam taşıması gerekir. İletmek istediğimiz mesaj ile mesajı iletme tarzımız birbirine uyumlu olup birbirini desteklemelidir. Böylece karşımızdakine mesajı iletirken, tarzımızdaki heyecan ve inanç, dinleyicilerde bıraktığımız güçlü izlenim ve sunumumuzun esas içeriği “ tümden uyumlu bir ifade” içinde olur.
Diğer insanın nasıl düşündüğü ve neler hissettiğini anlamak, başarılı bir iletişimin temeli olan uyumlu ilişkiyi kurma da yaşamsal bir öneme sahiptir. NLP, tümden uyumlu ilişkinin nasıl kurulup sürdürülebileceği konusunda yol gösterir. Bu nedenle kişi öncelikle kendine şu soruları sormalıdır.
Neyi gerçekleştirmek istiyorum?
Mesajımı iletmenin en iyi yolu nedir?
Uyumlu ilişkiyi nasıl gerçekleştirebilir ve sürdürebilirim?
İletmek için en iyi kişi ben miyim?
Karşımdakiler beni nasıl algılarlar?
Görüldügü gibi ne istediğimizi ve arzu ettiğimiz sonucun işimiz ve yaşamımızın diğer yönleri üzerinde nasıl etkisi olabileceğini bilmemiz için, önce kendimizle iletişim (öz iletişim) kurmamız gerekecektir. Daha sonra bir başkasının zihnine girerek olan biteni onların gördügü gibi görmeliyiz ki ilettiğimiz mesajlar onlar için bir anlam ifade etsin. Eğer bu sağlanmazsa, sunumumuz ne kadar zekice olursa olsun, başarılı olmak mümkün değildir. Bu yüzden başarılı bir iletişim, sözcükler ve gözlemlenebilir davranışların uyumunu gerekli kılar.
Kullanılan araç ne olursa olsun doğru iletişim, yani asıl anlamı bir beyinden diğerine aktarmak, bilinçli bir şekilde nadiren görülebilmektedir. Gerçekten de en ufak bir jest, el, kol hareketi ya da ses tonu, çevremizce kolaylıkla yanlış anlaşılabilmektedir. Örneğin bir Genel Müdürün geçici olarak işten çıkarmaların ardından personelinin güvenini tazelemeye yönelik özenle hazırlanmış bir konuşması, personel tarafından tamamen yanlış yorumlanmış, amacına ulaşmak bir yana, korku ve güvensizlik yaratıp verimi en alta düşürmüştür.
İsteklerimizi olumlu sözcüklerle ifade etme, bilinçsiz tüm davranışlarımızın yönlendirildiği yer olan beynimize doğru mesajı vermekle kalmaz, kendimizi daha iyi hissetmemizi de sağlar.
Birbirleriyle konuşmakta olan insanlar arasında uyumlu ilişki kurulmasının işaretlerinden biri, aynı fiziksel duruş ve tavırları benimsemeye eğilimli olmalarıdır. Bu durum aynalama olarak bilinmektedir. Bu uyuşma, sesin hızı, yüksekliği ve tonun uyuşmasına kadar gidebilir. İyi iletişimciler, bilinçli bir anlamda, düşünmeden uyuşurlar ve bunu birbirleriyle iyi anlaşan insanlarda evrensel olarak gözleyebiliriz.
NLP nin ana teması kişiseldir. Örneğin mükemmellik, sistemlerin ya da organizasyonların mükemmelliğinden çok, insanların mükemmelliği ile ilgilidir.
Bir insanı neyin motive ettiğini, en iyi sonucu hangi tür iletişimin verdiğini bilirsek, bir grup, departman ya da organizasyon düzeyinde etkili olabiliriz. NLP nin en büyük önemi, atfettiği örgütsel etkinin temeli olan bireyi, örgütsel davranışın her yönü açısından temel nitelik olarak ele almasıdır.
Başarılı organizasyonlarda insanlar etkili bir iletişim içindedirler. Karşılıklı mesajlar aktarılır ve bireysel etkinlikten yararlanılır. Vizyon ve değerler paylaşıldığı zaman, insanlar nereye gittiklerini bilirler. Böylece örgütsel yapı ve sistemler, baştan avantajlı olurlar. NLP katkısını insanlar üzerinde yapar. NLP nin etkisi, ister öğrenme, ister iletişim, ister liderlik, isterse hedefe ulaşma ya da sorun çözme alanlarında olsun, her düzeyde değişim meydana getirir. Ancak bu değişim insanda olur.
Kişisel mükemmelliğin bilgisi ve becerisi, tıpkı araba kullanmayı, yüzmeyi ya da kişisel bilgisayarı kullanmayı öğrenmek gibi öğrenilebilmesidir. Duyguların kontrol altında tutulması kişilerin kontrolünün dışında olsa bile NLP, duyguların nasıl kontrol altında tutulabileceğini de öğretir. Örneğin Pazartesileri genelde kendimizi kötü hissederiz. Fakat düşünce süreçlerini, hissettiklerimizi, duygularımızı inanarak kontrol eder ve güne iyi başlayacağımızı düşünürsek, böylece duygularımızı ve davranışlarımızı da kontrol altında tutabiliriz.
Geçmişteki korkularımızı, istenmeyen duygularımızı kontrol altında tutmak mümkündür. İnançlar, davranışlarımızın geçididir. NLP inançlarımızın nasıl olduğunu gösterir ve eğer benimsiyor isek değistirmemizi de sağlar. Kısaca NLP nin yararları şunlardır.
Öğrenmeyi etkin kılar.
Kendimizi ve başkalarının dünyayı nasıl algıladığını açıklar.
Daha etkin iç ve dış iletişimi geliştirir.
Bireysel potansiyeli, performansı doruğa çıkarır.
Bilgiyi daha etkin kullandırır.
Değişimi gerçekleştirir.
Yaratıcılığı geliştirir.
Mükemmelliği hedefler ve sürekli mükemmelliği arar.
NLP tekniklerin çoğu, kişinin kendisinin yapabileceği ve rutin yaşamında uygulayabileceği tekniklerdir.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
29/11/2007 · Kategori: NLP
Birçok insan mesleki yaşamlarından memnun değillerdir. Kendilerine, kariyerlerinde gerçekten istediklerinin ne olduğu sorulduğunda, ne cevap vereceklerini bilememektedirler.
NLP, iş yaşamında bireyin takım yönetme becerisi, sunuş ve liderlik yeteneği, görüşme ve hedef yerleştirme gibi yeteneklerinin gelişmesine katkıda bulunur.
Meslek yaşamında başarılı olmanın, yani hedefe ulaşmanın bir yolu olarak NLP tekniği, ne istediğine yönelik olarak kişinin yürekten inanması ve beyninin iki tarafını da kullanmasına imkan tanır.
İnsan beyni, belirlediğimiz hedefleri sibernetik olarak gerçekleştirirken çok farklı iki çalışma sistemi kullanır. Sayıları ifade etmek ve onları ayrıntılı olarak düşünmek için sol beynin uzmanlık alanı olan dili, ya da simgeleri kullanırız. Sağ beyin ise, yaratıcı hayal gücü, sezgi ve canlandırmayla ilgilendirilen ve dilsel olmayan temsillerle uğraşır. Vizyon sahibi olmak, bir düş ya da dahiyane bir buluş sahibi olmaktan bahsederken, iş başında olan muhtemelen sağ beyindir.
Spesifik hedefler açısından ne yapacağımız ya da ne elde edeceğimizle ilişkin net bir resim oluşturmak, sağ beynin güçlerinden yararlanmayı gerektirir. Pratikte kuşkusuz beynimizin iki tarafını da kullanırız. Ancak burada söz konusu olan, her iki tarafın da kendi görevlerini sadece diğerinden daha iyi yapmasıdır. Bu yüzden tıpkı günlük işlerimizi yaparken sağ ve sol ellerimizi uyum içinde kullanmamız gibi, beynin iki tarafı da büyük oranda dayanışma içindedir. Kuşkusuz bir taraf diğerine göre daha baskın olabilir. Örneğin çoğu yönetici, yaratıcı olan sağ beyninden çok, mantıklı, ardışık düşünmeye yatkın sol beyni kullanmaya eğilimlidir. Bunun anlamı, istediğimiz şeyleri gerçekleştirebilmek için beynimizin her iki tarafını da kullanmamız gerektiğidir. Endişelenmeyi alışkanlık haline getiren insanlar, mesleki yaşamlarında başarısız olacakları düşüncesi ile, içsel zihinde canlandırma tekniği ile en olmayacak senaryolar üreterek kendi geleceklerini yaratabilmektedirler. Her düşünce ve davranış, bir iç ses, duygu ve iç görüntüden oluşur. Düşüncenin karakteri bu iç unsurların kalitesine bağlıdır. Aslında olumlu bir insan, olumlu düşünceler ,Olumsuz insan ise olumsuz sonuçlar üretmektedir. “Korkulan başa geldi ” cümlesi , günlük dilde kullanılan güzel bir örnektir. Başarılı liderler ve sporcuların dikkat çekici özelliği, başarılarını bir gerçeklik haline gelmeden çok önce zihinlerinde yaşatmalarıdır. Bu işlem, NLP tekniğinin önemli bir parçasıdır. Zihinsel prova, gerçekten de bir karşılaşmaya hazırlanmak için zihinsel imgelerden yararlanan sporcuların, veya bir toplantıyı yöneten liderin olağanüstü başarılar elde etmesine yol açmaktadır.
Kısaca sağ beyin imgeleri, hedefleri gerçekleştirmemizi sağlayan sistemin parçasını oluştur.
Sonuç olarak NLP, kişilerin düşünce süreçlerini daha iyi anlayarak, alışkanlığa dayalı, çoğu zaman bilinçsiz olan davranışlarını kontrol altına almayı öğreterek, şimdiye kadar ulaşılması olanaksız gibi görünen hedeflere ulaşmayı kolaylaştırmaktadır. İnsanların daha ikna edici olabilmeleri, iletişim konusunda başarılı olmaları, olumsuz inançlar yerine kişileri güçlendirecek inançlar oluşturmaları, kişilerin doğal becerilerini istenildiği zamanlarda kullanabilmesi, bir başka kişide hayranlık uyandıran, kişinin kendisinde olmasını istediği davranış ve becerileri alıp kullanabilmeleri, iş ve meslek hayatlarında kariyerlerini gerçekleştirebilmeleri, kısaca kişisel mükemmelliğin modelini oluşturmaları, NLP tekniği ile sağlanmaktadır.
NLP, organizasyonel insan kaynakları çevrelerinde ilgi gören yeterliliğin ötesinde, mükemmelliği ve ustalığı hedeflemektedir. Zira mükemmellik kalıtımla geçmez, öğrenilen bir olgudur. NLP, davranışta yüzeyin altında kalan değer, tutum ,inançlar ve duyguların yüzeye çıkarılmasıdır. Zorlu bir problemi çözmede bile, bir sorunun çözümü olduğuna inanırsak, çıkış bulma şansımız artacaktır. Bir hedefe ulaşmanın mümkün olduğuna inanmadığımız sürece, o hedefi gerçekleştirmek de mümkün değildir. İnsanın mükemmelliğine ilişkin potansiyel, “inanç gücü” nde yatmaktadır.
NLP tekniği, bir örgütteki basamaksal herhangi bir düzeye ulaşmaya olduğu kadar, spora, aile yaşamına ve kendini geliştirmeye uygulanabilir. NLP yaklaşımı, geleneksel sorun çözme araçlarından ziyade, yaratıcılığı ön plana çıkarak ses, söz veya içerik ve beden dilinin bir bütün içinde uyumunu , bir diğer ifade ile beynin her iki yönünü de kullanabilmek konusunda bireye öğretiler içeren bir tekniktir.
“Kişisel Mükemmelliğin Sanatı ve Bilimi” ve “Öznel Deneyim Araştırması” olarak adlandırılan NLP (Nöro-Linguistik Programlama), bir diğer ifade ile Beyin Dilini Programlama, vasat sonuçlar ya da başarısızlık doğuran eylemlerimiz ile başarı ya da mükemmellik getiren edimlerimiz arasındaki farkı anlamamıza yardımcı olan psikolojik bir tekniktir. Başarıya ulaşmak ve kişisel mükemmelliği yakalamak isteyen insanların değiştirmesi gereken tutum ve inançlarını değiştirmeyi kolaylaştırarak kişisel hedeflere ulaşımı kolaylaştırır. Bu nedenle Yönetim ve Eğitim alanlarında kullanılabilir. Gerek iş, gerekse kişisel yaşamdaki problemleri ve olayları yeniden çerçevelendirmede bu teknikten de yararlanılır. Kişilerin basit zihinsel stratejiler benimsemesi (örneğin motivasyon, karar alma, yaratıcılık veya iletişim için) sırasındaki yeniden değerlendirmeler sağlayarak, bu kişilerin başarılı liderler haline gelmelerine de olanak tanır.
NLP, zihinsel becerilerin gelişmesine katkıda bulunan, insanlar arasındaki ilişkilerin gelişmesini sağlayan davranışlar üzerinde yoğunlaşan bir tekniktir.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!










